Hamal Mehmet

Mahalenin en fakir genci, memur kızına sevdalanmıştı. Sabahleyin erkenden köşe başında bekler, sevdiceğinin nazlı nazlı önünden yürüyüp gitmesini izlerdi…Her sabah saçlarını değişik bir şekilde örmesi okadar hoşuna giderki. Mehmet her gece rutubet kokan, duvarları kırık dökük odasında şiirler yazardı Zeynep’e…

O kız öyle değerliydiki onun için. En sevdiği parfümü, kağıt helvayı, Uğuru saydığı çiçekli tokasını, en sevdiği filmi ve en çok yağmurlu havalarda huzurlu hissettiğini, aklına kazımıştı onu uzaktan severken bile… Lise yılları sevdiğine kavuşabilme hayalleriyle geçmişti Mehmet için. Her sabah bir heyecanla sevdiğini görebilmek için kalkar, hazırlanır ve ona duygularını açabilmek için şartlardı kendini… Ama sevdiği kız sokağın başında göründüğünde