Kırmızı Kurdale

Üçüncü sınıfa gidiyordu Naim. Ve yurtdışında gurbet ellerde ailesi için çalışan babasının kendisiyle iftihar etmesi için o kadar çalışıyorduki… Yılda bir defa gelirdi babası. Çokta kalmazdı geldiğinde. Bir hafta kalır sonra hemen dönerdi Almanya’ya… Bu defaki gelişinde ona çok büyük bir sürprizi vardı. Öğretmeni sınıfta en çalışkan öğrencilerin önlüğüne takılan kırmızı kurdaleyi takmıştı Naim’in yakasına…Ve oda babasından bunun karşılığında çok sevdiği mızıka’yı isteyecekti…

Eve gelene kadar mahallede bütün esnaflara kırmızı kurdalesini göstermek ve övgü dolu sözler duymak öyle mutlu etmiştiki onu… Göğsünü gere gere yürüyüşü görülmeye değerdi… Eve geldiğinde yine hergünki gibi annesini göremeyince kapının eşiğine oturup kalmıştı. Annesi ise yine akşam ezanında geldi eve. Hava soğuk ve yağmurlu olduğu için sırılsıklam olmuştu kadın… Naim ise kızgınlıkla, -“Babam gurbet ellerde çalışsın. Sen akşamlara kadar gez. Tabi ayda bir nasıl olsa para gönderiyor. Bu rahatlığın ondan değilmi? Oğlunla ilgilenmek aklına bile gelmiyor. Bak görüyor musun? Öğretmen kırmızı kurdale taktı bugün bana. En büyük pay babamın bu kurdalede. Hele bir gelsin seni şikayet edeceğim. Kurdaleyi de önlüğümden çıkarıp babamın gömleğine takacağım… Çünki o senin gibi değil”-dediğinde susmuştu Nigar hanım. Mutfağa geçip yemek hazırlarken küçük oğlundan bu cümleleri duymak öyle ağrına gitmiştiki… Ertesi gün ise çok hastalanmıştı annesi. Yataktan kalkamayınca, Naim muhtarı çağırdı kahveden. Durumun kötü olduğunu gören muhtar ise hemen bir araba bulup