Rüya

Eşi öldükten sonra, derin hastalığını öğrendiği küçük kızının gözleri önünde hergün eriyip tükenmesini izlemek öyle üzüyorduki Nurcan hanım’ı. Elinden hiçbirşey gelmiyordu. Doktorların defalarca tekrarlanan ameliyatlarından sonra da durum değişmemişti yine… Günden güne ayrılığa hazırlanması gerekirken, bir anne yüreği bu duruma nasıl alıştırabilirdi kendini? … Pek varlıklı bir aile değillerdi zaten. Kızının en çok yapmak istediği şeyleri elinden geldiğince yapmayı düşünüyordu son zamanlarında elimdem geldiğince…

Küçük kızı, prensesi bir haftalık bir süre içinde iyiden iyiye halsiz düşünce ise içini derin bir korku kaplamıştı artık. Son ana kadar hep bir umut beklesede, doktorların söylediği halsizleşmeler başlamıştı… Kızının yanında ağlamamak, ona kötü birşey hissettirmemek için okadar çabalıyorduki… Ve bir sabah kızına zar zor bir kaç yudum çorba içirebildikten sonra. – “Kızım.. Ayşegülüm. Annene söylermisin? Bu hayatta en çok ne istersin annem? -” dediği an, küçük kız gözlerini duvardaki